GENEL BAŞKANIMIZLA COŞTUK

GENEL BAŞKANIMIZLA COŞTUK
22 Ağustos 2013 tarihinde eklendi, 1.488 kez okundu.
Reklam

GENEL BAŞKANIMIZLA COŞTUK

KAVLAK PEVRU12Türk Metal Sendikası Genel Başkanımız Pevrul Kavlak, Ereğli’ye gelerek üyelerimize hitap etti. Kavlak, Şube Başkanımız Yusuf Ziya Odabaş ile birlikte girdiği şehirde, ilk olarak Gülüç Belediye Başkanı Aydın Güngör’ü ziyaret etti.

Güngör’ün, Erdemir’deki sözleşme görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlanmasının, kamuoyunda moral olduğunu, bundan dolayı teşekkür ettiği Kavlak’a cam kavanoz hediye ettiği ziyarette, karşılıklı görüş alış,v erişinde bulunuldu.

 

SON YILLARIN EN BÜYÜK KALABALIĞI

Daha sonra beraberindekilerle işçi arkadaşlarımıza hitap edeceği Büyük Anadolu Ereğli Hotel önüne gelen Sayın Genel Başkanımızı, Ereğli’de son yılların en büyük kalabalığı denilebilecek işçi ordusu karşıladı.

Oluşturulan sıranın başında durarak, yönetim kurulu üyelerimiz, iş yeri temsilcilerimiz ve işçilerimizle tek tek selamlaşan Kavlak, kesilen kurbanın önünde dua etti.

İşçilerimizin Türk Metal, Sendika ve işçi adına attıkları sloganlar eşliğinde Hotel’e doğru ilerleyen Sayın Kavlak, toplantı salona da aynı coşku ile ilerledi.

Kalabalık ilçe ve bölge protokolünün de yer aldığı salonda yaklaşık 3 bin işçi arkadaşımızın sevgi gösterileriyle karşılaşan kavlak, protokoldeki yerini aldı.

Gerçekleştirilen etkinlikte ilk konuşmayı, Türk Metal Sendikası Karadeniz Ereğli Şube Başkanımız Yusuf Ziya Odabaş yaptı.

Odabaş, kısa konuşmasında, Kavlak’ı Ereğli’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “Erdemir işçisinin ve Ereğli kamuoyunun mutlu olacağı bir toplu iş sözleşmesine imza attık.
Sözleşmenin masa başında bitmesinde emeği geçen Erdemir yöneticilerine de ayrıca teşekkür ediyorum. Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürü Sayın Coşkun Ulusoy da bugün sendikamızı ziyaret ederek, size sonsuz selamlarını yolladı” dedi.

KAVLAK ÜYELERİMİZE HİTAP ETTİ

Odabaş’ın daveti ile sahnedeki kürsüye gelen Sayın Genel Başkanımız, davellilere yönelik selamlamasının ardından, geçtiğimiz günlerde geçiridği iş kazası nedeniyle yaşamını yitiren arkadaşımız Resul Aydın’a Allah’tan Rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu.

Konuşması, işçi arkadaşlarımızın attığı sloganlarla sık sık kesilen Kavlak, şunları söyledi:

Değerli arkadaşlarım, İnsanı insan yapan birçok değer vardır. Bu değerler herkese göre değişebilir. Herkeste farklı farklı olabilir. Ancak insanı insan yapan iki şey vardır ki, bunlar olmadan insan, insan olamaz.
Bunlardan biri umuttur. Umudun olmadığı yerde hayat olmaz. Umudun olmadığı yerde, gelecek olmaz, Umudun olmadığı yerde ölüm kol gezer.
Diğeri, o umudu besleyendir. İnsanın hayalleridir. Hayatı yaşanır kılan, hayallerimizin gerçek olması ihtimalidir. İnsan, hayal kuramaz hale gelirse, yaşamsal belirtileri ortadan kalkar. Amaçsız, hedefsiz, çaresiz olur.
Arkadaşlarım, 2009 yılında yola çıktığımızda, Bu kutsal görevi devraldığımızda, umudumuz vardı, hayallerimiz vardı. Farklı bir sendika yaratmaktı hayalimiz. Amaçlarımızı, hedeflerimizi belirledik. Umudumuzu elimize bayrak yaptık. Yola çıktık. Bizim için sendika,
emek için, hak için, soframızdaki bir dilim ekmek için mücadele etmenin meşru zeminiydi.
Bu mücadelenin hedefi, karnı tok, sırtı pek metal işçisiydi. Sendika, beraberliğimizin simgesiydi. Gücümüzün göstergesiydi. Ama her şeyden önce sendika, birlikti, kardeşlikti, yarenlikti.
Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın adresiydi. Bizim için sendika hakça bölüşmenin, varlığı paylaşmanın adresiydi.
Bizi sıradan örgütlerden farklı kılan, bu hakça paylaşım ilkemizdi. Bu bizim terbiyemizdi.
Bu terbiye kendimizden önce, birlikte ter döktüğümüz işçi kardeşimizin de güvencesiydi.
İşimize, işyerimize namusumuz gibi sahip çıkmaktı. Üretmekti, kazanmaktı, kazandırmaktı.
Hayallerimiz kendi işkolumuzla da sınırlı değildi. Yalnızca metal işçilerinin değil, bu ülkede ezilen, horlanan, hakkı yenen tüm emekçilerin sesi olmaktı. Türkiye’deki milyonlarca emekçi için örnek olmaktı.
Memurun, işsizin, emeklinin, dar ve sabit gelirlinin, küçük esnaf ve sanatkarın da umudu olmaktı.
Umutlarımızı yeşerttiğimiz o günden bu yana bunları söyleyip geldik. Ne badireler atlattık…
Neler yaşadık… Neler gördük… Ama hiç yılmadık… Hiç korkmadık… Türkü söyler gibi yürüttük mücadelemizi… Çelikten ağlarla ördük birliğimizi…
Son dört yılda 114 işyerinde 42 bin metal işçisini örgütledik. Türk Metal’in bayrağını şanla, şerefle ülkemizin dört bir yanında dalgalandırdık. İnadına Türk Metal, inadına barış, inadına kardeşlik dedik.
“ Gururluyum… Mutluyum… Huzurluyum…”
Bugün burada… Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olmaktan onur duyduğu bu işçi kentinde… Ereğli’de… Bütün bunları başarmış olmanın verdiği huzurla… Hayallerimizin büyük bölümünü gerçekleştirmiş olmanın verdiği güvenle… Bundan sonra daha iyilerini yapacağımıza olan inançla… Karşınızdayım. Gururluyum… Mutluyum… Huzurluyum…
Bu duygu ve düşüncelerle hepinize hoş geldiniz diyor, Sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Siyasi partilerimizin değerli ilçe başkanları, Sayın Gülüç Belediye Başkanımız,
   Sendikamızın değerli Genel Başkanı, Basınımızın değerli temsilcileri Sizlere de hoş geldiniz diyor, katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
   
“SENDİKAL HAREKETİ NFESLERİNİ TUTTU!”
Bildiğiniz gibi Sendikamız, MESS ile 2012-2014 dönemi toplu iş sözleşmesini bağıtladı. Son birkaç aydır, sendikal yaşamın nabzı Türk Metal’de attı. Türkiye sendikal hareketi, nefesini tuttu, bu sözleşmeyi izledi. Bu sözleşmenin başında, malum çevreler yine işbaşındaydı. Hiç boş durmadılar.
‘Türk Metal MESS’in teklifini kabul eder, sözleşmeyi imzalar’ dediler, olmadı.
Hatta tarih verdiler. İşyerlerinde el ilanları dağıttılar, 223 Nisan’da bu sözleşme bitecek’ dediler. Olmadı.
Uyuşmazlık tutanağımızı tuttuk, masadan kalktık. ‘Yakında masaya dönerler, işi bitirirler’ dediler. Olmadı.
Onların cesaret bile edemeyeceği bir karar aldık, fazla mesaileri kaldırdık.
‘Türk Metal eylem falan yapamaz, salon toplantılarıyla geçiştirir’ dediler. Olmadı. Metal işçisi her gün eylem yaptı. İşbaşında yaptı, yemekhanede yaptı, işyeri önünde yaptı. Caddede, meydanda yaptı. Mücadelemizi tek fire vermeden, bıkmadan, usanmadan, yılmadan sürdürdü.
O malum çevreler, bu kez de, ‘Türk Metal grev kararı alamaz’ dediler. Yine olmadı.
6 Mayıs günü İstanbul’da basın toplantısıyla kararımızı açıkladık. Bütün medyada yer aldı, sağır sultan bile duydu. Ama onlar buna rağmen, kKarar falan yok, işçileri kandırıyorlar’ dediler. Olmadı. Ertesi gün kararı birer şeref belgesi gibi işyerlerinin ilan tahtalarına astık.
Biz, müzakere sürecine başlarken üyelerimize bir söz verdik. Kazanılmış haklarımızdan bir adım geri atmayacağız, dedi Az kazanan daha çok kazanacak, insanca bir yaşam için daha adil bir ücret alacağız dedik. Sözümüzü tuttuk. Hiçbir idari maddede ödün vermedik.
Esnek çalışma, kıstalyem ve 3 yıllık sözleşme gibi hayatımızı cehenneme çevirecek dayatmalar karşısında bir adım bile geri atmadık. MESS’i, tarihinde ilk kez ‘çekmeye’ razı ederek, saat ik ücreti düşük olanların daha çok zam almasını sağladık. Altı aylık dilim için aldığımız artışla, nispeten yüksek ücretli üyelerimize önemli artış sağladık. MESS’i, yine tarihinde ilk kez diğer dönemler için enflasyonun üzerinde 2 puanlık artışa razı ederek, üyelerimizi enflasyona mahkum etmedik.
   
İŞÇİYE VERDİĞİMİZ SÖZÜ TUTTUK
Bunlar üyelerimize verilmiş sözlerimizdi. Sözümüzü tuttuk.Sözleşmemizi imzaladık. Sözleşmemiz, o sözleri söyleyenlerin, o iftiraları atanların yüzlerinde tokat gibi patladı.
Değer i arkadaşlarım,Biz bu başarıya, sendikal mücadelede büyük sıkıntıların yaşandığı bir dönemde imza attık.
İşte Çaykur grevi, THY grevi… Darphane emekçilerinin grevi. Şimdi de tekstil işçilerinin grevi… Yasal engellerle grev kırıcılarla, işveren baskısıyla, mücadele ediyorlar. Bir yanda canını dişine takıp grev gömleğini giyenler var. Bir de greve çıkıp ellerine yüzlerine bulaştıranlar var. İskenderun’da MMK’da tam bir hayal kırıklığı yaratanlar var.
   
“İSDEMİR VE MMK’YI SATANLARA YUH OLSUN!”
İsdemir’de yüzde 71 rüyası ile yola çıkıp, işçiyi mübarek günlerde kavurucu sıcaklar altında yüzde 51 alacağız diye greve sürükleyip, 22 günden sonra yüzde 11’e razı olanlar var. THY’de Darphane’de tekstil’de mücadeleyi sürdürenlerin yanındayız… Onlara selam olsun…
Ama İsdemir’de, MMK’da işçiyi satanlara da yuh olsun. Yuh olsun…
İşte değerli arkadaşlarım,Türk Metal, böylesine kötü koşullar altında bu sözleşme döneminde yeniden şahlandı. Çünkü Türk Metal, şartlar ne olursa olsun işçinin, emekçinin bu kara talihini yenmek için yola çıktı. Masada, uluslararası sermayenin, ülkemizin en büyük sermaye kuruluşlarının temsilcilerinin karşısına bu bilinçle oturdu.
Herkese, işçiye, işsize, memura, emekliye moral oldu. Karanlığı aydınlatan ışık oldu. Umutsuzlara umut oldu.
Değerli arkadaşlarım,
Bu sözleşme bizim için bir eşikti. Bundan sonra yolumuz açıktır. Bundan sonra hedeflerimiz büyüktür. Bundan sonraki hedefimiz, sadece metal işçileri için hak almak değildir.
Hedef, Türkiye işçi sınıfıdır. Bu hedefe birlikte yürüyeceğiz.
   
İŞTE TÜRK METAL FARKI
Değerli arkadaşlarım, Yiğit Erdemir işçileri, Toplu sözleşme süreçleri, zor süreçlerdir. Hem işveren için hem de işçi için… İşveren verebileceğinin en azını vermek ister, sendika da alabileceğinin en fazlasını almak ister. Bu nedenle ilk başta uzlaşmak pek mümkün değildir. Hele işin içinde akıl, bilgi ve deneyim yoksa uzlaşma imkansızdır.
İşte Türk Metal’in farkı budur. Sadece sözleşme döneminde değil, Türk Metal’in bütün işlerinde, eylemlerinde, mücadelesinde akıl vardır, bilgi ve deneyim vardır. Bizim ideolojimiz ekmektir, emektir, alın teridir. Bizim için mücadele, hak içindir, adalet içindir. İşçinin hakkını, emeğinin karşılığını almak bizim için namus borcudur. İşte bu yüzden Türk Metal, çıktığı yoldan zaferle döner, meydana indiğinde ses getirir, başladığı işi yüzünün akıyla bitirir.
Bu Erdemir’de de böyle olmuştur. Sizlerle birlikte çıktığımız bu yoldan zaferle dönmemizin nedeni budur. Türk Metal, emanetinize ihanet etmemiştir… Yüzünüzü güldürmüştür… ‘Allah razı olsun’ diyenlerin hayır dualarını almıştır. Bu, mutlu olmak için bize yeter… Bu umutlu olmak için bize yeter… Bizim temel ilkemiz “Üretmek, kazanmak, kazandırmak”tır. Bu ilke bizim için fener ışığı gibidir. Rotamıza yön verir, nereye, nasıl gideceğimize ışık tutar. Biz onun için yanlış yola sapmayız, karaya oturmayız, hep hedefe ulaşırız.
   
ONLARIN ANLAMADIĞI İŞTE BUDUR
İşte o fotokopicilerin, hokkabazların, madrabazların anlamadığı budur… Biz nasıl oluyor da hep başarıyoruz, girdiğimiz her mücadeleden başarıyla çıkıyoruz? Bunu bir türlü anlamıyorlar. Oysa formülü çok basit.
Ne diyoruz? Önce üreteceğiz. Sonra hem biz hem de iş yeri kazanacak. Yani önce üreteceğiz, sonra bu üretimle oluşan değeri hakça paylaşacağız. Daha fazlasını istemeyiz, sadece hakkımızı isteriz. Biz sadece adalet isteriz. Adaleti sağlamak için de önce üretip üretmediğimize bakarız. Bakalım o zaman…
   
BAŞARIDA EMEĞİN BÜYÜK KATKISI VARDIR
Erdemir, bir dünya markasıdır. Türkiye’nin en önemli, değeridir. Dünya Çelik Raporunda ilk 50 içinde Türkiye’den yer alan tek kuruluş vardır, o da Erdemir’dir. Yaklaşık 8 milyon tonluk üretimiyle dünya çelik devleri arasında otuz beşinci sırada yer almıştır. Erdemir’in bu performansı ülkemize de yansımış ve Türkiye, dünya çelik üretiminde 36 milyon ton ile ilk 10 ülke arasında sekizinci olmuştur. Avrupa’da ise Almanya’dan sonra ikinci sıradayız. Dünyanın en büyüklerinden Mittal gerilerken, Erdemir’in devamlı yükselen grafiği, önemini ve değerini daha da artırmaktadır. Erdemir’in ürün gamında yaklaşık 400 yassı çelik kalitesi ve 200’ün üzerinde uzun çelik kalitesi bulunmaktadır. Son iki yılda dünyadaki. 50 ülkede 120’den fazla kuruluş, Erdemir’in ürettiği çeliği tercih etmektedir. 2009’da yaklaşık 780 olan müşteri sayısı, 2012 yılında 1400’e çıkmıştır. Peki bu muazzam değer, bu müthiş kıymet nasıl oluştu? Sadece para, sadece servet, sadece sermaye yeter mi? Yetmez arkadaşlarım yetmez. Bu başarıda Erdemir’in maddi büyüklüğü kadar, ona can veren, hayat veren nitelikli, kaliteli, özverili emeğin de katkısı vardır. Alın teri olmadan, göz nuru olmadan, emek olmadan başarı mümkün değildir… Başarıda en büyük pay, Erdemir’de çalışan metal işçilerine yani üyelerimize aittir. Erdemir emekçileri, çok çalıştığı, çok ürettiği için bugün Erdemir, dünyada en fazla çelik üreten kuruluşların arasındadır. Aynı zamanda dünyada en iyi çeliği üreten kuruluşlar arasında da yer almaktadır.
   
ERDEMİR, TÜRK METAL 1 NUMARA, DİĞERLERİ NUMARACIDIR!
Erdemir, nasıl Türkiye’nin 1 numarasıysa, Erdemir çalışanları da, 1 numaradır. Daha çok ürettiği için, daha verimli çalıştığı için, daha çok kazandırdığı için 1 numaradır. Erdemir işçisinin örgütlü olduğu Türk Metal de Türkiye’nin 1 numarasıdır. Türk Metal, hem üye sayısı açısından Türkiye’nin 1 numarasıdır. Hem birlik ve beraberliği açısından, Hem de imzaladığı sözleşmeler bakımından, Türk Metal 1 numaradır. Diğerleri ‘Numaracı’dır. İşte o numaracılar sizin ücretinizi dillerine dolamışlar. Evet, burada gururlu söylüyorum, Erdemir işçisinin ücreti Türkiye’nin 1 numarasıdır. Eğer işletmesi 1 numara; çalışanı 1 numara, sendikası 1 numara ise, elbette ücreti de 1 numara olacak Ey numaracılar! Siz Türk Metal’in adını bile ağzınıza alamazsınız. Haddinizi bilin haddinizi… Yoksa biz size haddinizi bildirmeyi iyi biliriz.
   
ERDEMİR’DEKİ YETKİ SÜRECİ
Değerli arkadaşlarım; Dünyanın en iyi çeliğini üreten Erdemir emekçileri için, Türkiye’nin en iyi sözleşmesine imza koyduğumuz süreci sizlere bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi; Erdemir için MESS’le görüşmelerimiz 25 Şubat’ta başladı. 24 Nisan’da da 35 maddede uyuşmazlık tuttuk ve masayı terk ettik… Arabulucu da bir sonuç alamayınca da 11 Haziran’da grev kararı aldık. Ve son olarak da, 2 Ağustos’ta greve başlayacağımızı cümle aleme duyurduk. Biz, bu teklifi hazırlarken, öyle iki dakikada oturup, aklımıza gelen rakamı yazmadık. Başta dedim ya Türk Metal’in her işinde akıl vardır, bilgi ve deneyim vardır. Almak istediği her rakamın da bir altyapısı vardır, gerekçesi vardır, izahı vardır. Bizim rakamlarımız, bizim gerçeklerimizdir. Hem Erdemir işçisinin, hem Erdemir’in hem de Türkiye’nin gerçekleridir. Sokağın, çarşının, pazarın, etin, sütün, peynirin, kısacası hayatın, ailemizin gerçekleridir. Biz, bu amaçla yola çıktık, bu yoldan da dönmedik. Aldığımız her kuruş sizlere ananızın ak sütü gibi helaldir… Allah tüm kazançlarınızı, ailenizle, sevdiklerinizle ağız tadıyla yemeyi nasip etsin…Bundan sonra daha iyi sözleşmeler için hepimizi güç versin… Kuvvet versin…
   
FOTOTKOPİSİNE İMZA ATABİLİRLER
Bizim imzaladığımız sözleşmeye en az bizim kadar sevinen bir başkaları da var. Onlar fotokopicilerdir. Çünkü, biliyorlar ki, onlar ancak bizim imzaladığımız sözleşmenin fotokopisine imza atabilirler. Bizim imzaladığımız sözleşme iyi olursa,
onlarınki de iyi olur. Nitekim imzaladığımız sözleşmenin ardından fotokopici sendikaların nutku tutuldu. Her sözleşmenin ardından Türk Metal’e sövüp sayanlar… Kendilerine yandaş bazı basın organlarından saldıranlar… Bu defa kuzu oldular, sesleri bile çıkmadı.
İşte Türk Metal’in büyüklüğü budur… Buradadır…
Şimdi benzer bir süreci, diğer fotokopici sendika ile yaşadık. Biz burada Ereğli’de sözleşme imzaladık, Onlar İskenderun’da fotokopiye imzaladılar. Halbuki, onlar prosedür olarak bu kez bizim önümüze düşmüşlerdi. Her dönemde arkamızdan gelenler…Türk Metal çınarının gölgesinde soluklananlar…Güneşin alnında ter döktüler, ter. Yıllarca Türk Metal’in ardına sığınanlar…Hızır Aleyisselam’ı bekleyen çaresizler gibi Türk Metal’i beklediler.Yıllardır olduğu gibi, bugün de Türk Metal’in önlerine düşüp onları kurtarmasını beklediler. Önümüze düşünce ne yapacaklarını bilemediler. Yollarını şaşırdılar. Duvara tosladılar.
   
İSDEMİR’DEKİ GREVİN PERDE ARKASI
Onlar bu işleri kolay sanıyorlar. Macera arıyorlar. Bunlar niye greve çıktı biliyor musunuz? Öyle işçinin hakkını almak için falan için değil. Emeğin, alınterinin karşılığını almak için değil. Onlar, spor kulübüne kesilen parayı geri alabilmek için greve çıktılar. Ama bunu üyelerinden sakladılar. ‘İşverenle anlaşamadık diye numara yaparız, yuttururuz’ dediler, Ama bizim işçimiz artık bunları yemiyor. Karabük’te sahte sözleşmeleri yutturdunuz, burada yutturamazsınız. Hani derler ya ‘Papaz her zaman pilav yemez’ diye… İşçiler artık bahanelere kanmıyor… Sahte sözlere inanmıyor, gerçek sözleşmeyi görmek istiyor, Sonuç istiyor. Emeğinin, alın terinin karşılığını istiyor… Ücretine adam gibi zam istiyor, zam…
   
“ÖĞRENMEK İSTİYORSAN TÜRK METAL’E BAK!”
Ne diyor bu numaracılar? ‘Bizim derdimiz ücrete zam değil, fabrika yönetimi değişsin.’ Yahu sen kimi kandırıyorsun Allah aşkına… Aklınca hedef şaşırtıp, imzaladığın satış sözleşmesine kılıf hazırlıyorsun. Sen bu işçiyi aptal mı zannediyorsun? Eğer derdin yönetimse o zaman ne yapılacağını öğrenmek için Türk Metal’in Şube Başkanı’na bakman yeterli. Ne oldu, İsdemir’de o sözleşmeyi kimle imzaladın? Paşa paşa, değiştirmek istediğin adamın ayağına gittin. Lafla peynir gemisi yürümez. İnsanlar sözlerinden hayvanlar boynuzlarından bağlanır. Sendikacının sözüyle eylemi bir olacak. Gidecek diyorsan gidecek. Türk Metal’in adının geçtiği, bayrağının dalgalandığı yerde, bu sorunlar zaten yaşanmaz. Türk Metal’in adı yeter. Çünkü Türk Metal’i, Türk Metal yapan sizlersiniz. Sizlerin varlığı yeter. Bu birliğiniz, beraberliğiniz, gücünüz herkesi kıskandırıyor.En başta da bu numaracıları… Bu numaracılar ne zaman bir şey deseler, ağızlarından haset dökülüyor. Bakın şimdi de sizi, Erdemir işçisini, İsdemir işçisine hedef gösteriyorlar. Sadece işçiye de değil, işverene de hedef yapıyorlar. Sürekli bizim ücretimizin yüksekliğinden bahsediyorlar. İşçiyi işçiye kırdırmaya çalışıyorlar. Bölmeye, parçalamaya çalışıyorlar. Yüzleri kızarmadan, utanmadan Erdemir işçisinin yüksek ücret aldığını söylüyorlar. Bizi şikayet ediyorlar. Aslında bunlar, beceriksizliklerine bahane bulmaya çalışıyorlar. Sizin ücretlerinize göz dikiyorlar.
   
“İSDEMİR İŞÇİSİNİ SATAN KİM?”
O numaracılara sesleniyorum; Erdemir işçisinin ücretinin yüksekliğinden bahsedip durmayın. Susun, utanın. Yıllardır İsdemir’e çöreklenen kim? İsdemir işçisinin üzerinden parsa toplayan kim? İsdemir işçisini düşük ücrete mahkum eden kim? İsdemir işçisine yıllardır bu sahte sözleşmeleri dayatan kim? İsdemir işçisini satan kim? Erdemir işçisine bakacağınıza, işinize bakın, işinize… Önünüze dönün… Kıskançlık edeceğinize, adam gibi sendikacılık yapın… Adam gibi sözleşme yapın.
   
“İSDEMİRLİ İŞÇİ KARDEŞİMİZDİR”
Bizim kimsenin ücretinde gözümüz yok. Allah herkese daha çok versin. İsdemir’de çalışan işçiler, bizim kardeşlerimizdir. Biz, işçi sınıfını bir bütün olarak görüyoruz. Bizim için tüm işçilerimiz, emekçilerimiz birdir. Çıkarlarımız, kaderimiz ortaktır. İsdemir işçisinin başarılı olması, iyi sözleşmeler imzalaması en büyük dileğimizdir. Kalbimiz,, aziz mübarek ayda, Güneyin o sıcak günlerinde greve çıkan arkadaşlarımızla beraber olmuştur. Biz bu sözleşmeyi yalnızca sizin için imzalamadık. Onlar için de imzaladık. Dedik ki, ‘Biz burada iyi bir sözleşme imzalarsak, İsdemir işçisi de bunun altına düşmez.’ Biz burada iyi bir sözleşme yaparsak, numaracı sendika, belki sendikacılık görür, öğrenir… İsdemir işçisine hayrı dokunur.
   
“TÜRK METAL AİLESİ’NE GELİN”
Ben buradan İsdemir işçilerine sesleniyorum… Kardeşlerim merak etmeyin… Metal işkolunda Türk Metal var… Türk Metal varsa, iyi sözleşme var… Hak var… Adalet var… Başarı var…Türk Metal sizlerin de yolunu aydınlatacak. Siz bu sözleşme döneminde gerçek sendikayla fotokopici sendika arasındaki farkı gördünüz. ‘Bir müsibet bin nasihattan iyidir’ derler. Bunu yaşayarak gördünüz. Türk Metal’in gücünü, büyüklüğünü, etkisini bir kez daha gördünüz… Gelin Türk Metal çınarının gölgesine… Gelin Türk Metal ailesine… Türk Metal, farklıdır. Çünkü Türk Metal’i oluşturan, ona can veren, kan veren, hayat veren üyeleri farklıdır. Bizim yüreğimizin en büyük kavgası, emeğinizin hakkı için çalışmaktır… En büyük sevdamız, hak edilmiş bir kazanç…En büyük davamız,  ekmek değil, ekmeği hakça bölüşmektir. Gelin bizimle bir olun… Gelin beraber olun… İsdemir’de ter döken, alın teri akıtan kardeşlerim, Her yeni başlangıç umuttur. Şimdi hepiniz için yeni bir başlangıç zamanıdır.
   
SİZ TÜRK METAL’E LAYIKSINIZ
Siz, her şeyin en iyisine, en güzeline layıksınız. Siz Türk Metal’e layıksınız. Artık yıllardır sizi düşük ücrete mahkum edenlerden kurtulun. Yalandan dolandan kurtulun. Bakın bunlar size hala yalan söylüyor. Diyorlar ki, Erdemir işçisi ile İsdemir işçisi arasındaki ücret farkı azaldı. Aradaki fark yüzde 20’ye düştü diyorlar. Yalan söylüyorlar arkadaşlar… Yalan… Bunlar grev kararı alınca, sonucun ne olacağını biliyorduk. Zaten foyaları da hemen açığa çıktı. Ama biz yine de bir önlem almayı ihmal etmedik. Ne yaptık? Bir yıllık sözleşme imzaladık. Şu anda bizim ortalama saatlik ücretimiz 20 lira 15 kuruş. Onların saatlik ücret ortalamasını kendilerinin üyelerine attığı mesajlarından aynen okuyorum: ‘Bu imzaladıkları sözleşme ile saatlik ücretleri 12 lira 71 kuruş.’ Aradaki fark % 60’a yakın. Önümüzdeki hafta yeniden sözleşme masasına oturuyoruz. Yeniden zam alacağız.
   
“BİLGİLERİ, GÖRGÜLERİ, TECRÜBELERİ YETMEZ!”
Ey numaracılar, Siz orada olduğunuz sürece bu fark kapanmaz, açılır…
Açılır. Bunu zaten siz de söylüyorsunuz. Bizim ücretle falan işimiz yok, bizim sorunumuz fabrika yönetimiyle diyorsunuz. Çünkü yönetim spora verilen parayı kesti. Yani mama kesildi.
İsdemir işçisi kardeşlerim, İşte sizin sendikanız budur. Bunlar bizimle aşık atamaz. Bunların yüreği yetmez… Sendikacılığı yetmez. Bilgileri, görgüleri, tecrübeleri yetmez. Bunların gücü yetse yetse adam satmaya yeter, bunların gücü imzaladıkları satış sözleşmesini saklamaya yeter. Bakın günler geçti hala sözleşme ortada yok. İnternet sitelerine bile koymadılar. Bunlar attıkları imzayı üyesinden saklayanlardır. Attıkları imzadan utananlardır.
   
MMK’LI İŞÇİLERE AÇIK DAVET
Peki İsdemir’de durum böyle de MMK’da durum farklı mı? Değil. Hatta daha da beter. MMK sözleşmesi irticalen konuşma
Değerli İsdemir işçisi kardeşlerim, MMK’nın yiğit işçileri, Artık bu asalaklardan kurtulun. Bu sahte sendikacıları sırtınızdan atın. Gelin Türk Metal’e.Türkiye’nin bir numarasına katılın. Katılın ki, Sofranızdaki aşa bereket katın, Alın terinizin karşılığını alın. Alın ki; Yarına daha mutlu daha umutlu bakın.
   
“ÜLKEME, TOPRAĞIMA BORCUM VAR”
3000 işçinin ayakta alkışları ve attığı sloganlarla konuşmasına sık sık ara vermek zorunda kalan Türk Metal Sendikası Genel Başkanımız Pevrul Kavlak, zaman zaman duygulu anlar da yaşadı.
Kendisini ülkesine borçlu insan olduğunu anlatan Kavlak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ben, borçlu bir insanım. Bu ülkenin her evladı gibi, beni besleyen toprağıma borcum var. Beni parasız y atılı okutan devletime borcum var. Vergileriyle bana iş olanağı sağlayan bu milletime borcum var. Beni bugünlere getiren, bu makamlara taşıyan metal işçisine borcum var. Çok şükür, borcumun da farkındayım. Gerçi, bu toprağın yoksul, gözü tok insanlarına borcumuzu ödeyemeyiz ama; Onlar için, ekmeğinden başka derdi olmayan, Emeğinden başka sermayesi olmayan, Ülkesinden başka sevdası olmayan o insanlar için, bedenimizi taşın altına koyarız.
Arkadaşlar, tarih boyunca destan yazan bu halk, sırasını size devretti. Artık sıra sizde. Sıra, günümüz Türkiye’sini omuzlamış, üretimin her cephesinde, zaferden zafere koşan emekçide. Yani sıra, emekçiye olan borcun ödenmesine geldi. Bu borcu tahsil etmek bize düşüyor. Birliğimiz sarsılmadıkça, Birbirimizden aldığımız güç eksilmedikçe, Bu hak kavgamızın karşısında kimse duramaz. Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim, Yeter ki mücadele bayrağını gönlümüzden indirmeyelim. Gün bu gündür arkadaşlar. Ya kazanacağız! Türkiye’de hakkını arayan, onurunu koruyan bütün çalışanların öncüsü olacağız. Ya kaybedecek, kölelik dayatmasını sineye çekip köşemize çekileceğiz.
Türk Metal’in onurlu üyeleri, Türkiye işçi sınıfının şerefli temsilcileri, Kardeşlerim, Türk Metal Sendikası’nın tarihinde, Türk Metal üyesinin geçmişinde, Bizim kitabımızda, kölelik var mı? Kaybetmek var mı? Korkmak, kaçmak, sinmek var mı? Elbette yok arkadaşlarım. Hiç olmadı.
Peki ne var? Hak var. Adalet var. Barış var. Kardeşlik var. Uzlaşma var. Üretim var. Ülke var. Gerektiğinde mücadele var. Sizler var olduğunuz sürece zafer var, zafer.”
Bu sözlerin ardından işçilere hitaben “varmısınız arkadaşlar” diye sorduğu işçilerin “varız” demesi üzerine, “o halde ben de varım” diyen Kavlak, konuşmasını tamamladı.
   
ERDEM VE İŞÇİ ÇOCUKLARINDAN PLAKET
Kavlak’ı sahnede bekleten Odabaş, plaket vermek üzere Batı Karadeniz Deniz Ticaret Odası Başkanı İrfan Erdem’i sahneye davet etti.
Erdem, yaptığı kısa konuşmanın ardından Kavlak’a plaketini takdim etti. Bu arada Oda adına hazırlatılan diğer plaketi ise Belediye Başkanı Güngör, Odabaş’a verdi.
İşçi çocukları ise Kavlak’a üzerinde sıralı yürüyen filleri simgeleyen ağaç oyma tablo hediye etti.
Kavlak’ın kürsüden inişi de, çıkışı gibi işçiler tarafından coşkulu alkışlar ve sloganlarla gerçekleşti.

 İSKENDERUN’DAN GAZETECİLER DE VARDI

Kavlak’ın Ereğli’ye gelişini, İskenderun’dan bir grup gazeteci de takip etti. Özellikle İSDEMİR’de Çelik-İş’in imza attığı sözleşme sonrası işçilerin huzursuzluğunun basına yansıması, gazetecileri de harekete geçirdi.

Erdemir’deki sözleşmenin “beklenen üzerinde olması” söylemlerinin yayılması sonrası İskenderunlu gazeteciler, Ereğli’ye gelen Kavlak’ı yakın takibe aldı. Kavlak’ın programını yakından takip eden gazeteciler, daha sonra görüştükleri Başkan’a, sözleşme ve bundan sonraki süreçle ilgili sorular yöneltti.

Kavlak da, işçiye hitaben yaptığı konuşmanın benzeri ifadeler kullandığı gazetecilere, İsdemir çalışanlarını talep etmesi halinde, oradaki örgütlenme çalışmalarına hızlı şekilde başlayacaklarını tekrarladı.

Gazeteciler de, Kavlak’ın sözlerinin tatmin edici olduğunu dile getirdiler.

 GÖRKEMLİ KALABALIKLA UĞURLADIK

Kavlak’ın gecenin ilerleyen saatlerine kadar kaldığı büyük Anadolu Ereğli Hotel’den ayrılışı da, gelişi gibi görkemli oldu. Geç saatlere kadar hotel önünde bekleyen işçiler, Kavlak’ın çıkışı ile birlikte slogan ve tezahüratlara başladı.

İşçilerin sevgi gösterisi karşısında duygulanan Kavlak, bir işçi çocuğunu kucağına alarak sevdi. Herkese teşekkür eden Kavlak, Odabaş ve şube yöneticileriyle vedalaşmasının ardından Ereğli’den ayrıldı.

 PROTOKOL KATILIMI YÜKSEK OLDU

Türk Metal Sendikası Karadeniz Ereğli Şubesi’nce hazırlanan Kavlak’ın geliş programına, AK Parti Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır, CHP Ereğli İlçe Başkanı Hayrettin Kartal, MHP Ereğli İlçe Başkanı Talat Şeker, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş, bazı GMİS yöneticileri, Türk Metal Genel Merkez Genel Başkan Yardımcısı Mesut Gezer, Genel Sekreter Yücel Yücel, AR-GE Sorumlusu Yavuz Gökçe, İskenderun Şube Başkanı Çakır Varan, Kocaeli Şube Başkanı Yakup Yıldız, Sakarya Şube Başkanı Şahin Kaya, Bolu Şube Başkanı Özgür Elçi, Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yaşar Tetiker, Meclis Başkanı Faruk yazıcı, Ereğli Otomobilciler ve Şoför Esnafı Odası Başkanı Cevdet Civelek, eski GMİS Başkanı Ramis Muslu, GMİS Armutçuk Şube Başkanı İsa Mutlu, eski Türk Metal Şube Başkanı İlhami Erdoğ, eski şube yöneticileri, METAL –KOOP Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Özdemir, METAL-KOOP yönetim kurulu üyeleri, Türk Metal Sendikası Karadeniz Ereğli Şube Yöneticileri, iş yeri temsilcileri, lokalleri bazı işadamları ile 3000’e yakın Erdemir işçisi katıldı.

Reklam
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Sayfa başına git